|
Yazar Doç.Dr.Abdulkadir ŞENKAL
|
|
Wednesday, 05 April 2006 |
|
Latince kökeninde “yönetimsiz” anlamına geliyor (an arkhos). Anarşizmin, insanların devlet olmaksızın da adil ve uyumlu bir düzen içinde yaşayabileceklerini; üzerlerinde bir devlet sisteminin kurulmasının, insanlara zarar vermesi nedeniyle kötülük ettiği temel görüşüne dayanır. Kendisini anarşist olarak niteleyen ve bu sözcüğe olumlu anlam yükleyen ilk kişi, Fransız düşünür Pierre Joseph Proudhon’dur. Oysa Fransa’da anarşist, daha önceleri olumsuz anlamıyla kullanılırdı. Fransız Devriminde Öfkeliler (Levellers) gruplarına, karşıtlarınca anarşist damgası vurulmuştu. Proudhon, demokratik ve parlamenter (burjuva) yöntemleri reddederek doğrudan eylem biçimlerini savundu. Proudhon’un temel ilkeleri karşılıklılık, federalizm ve doğrudan eylemdir. Karşılıklılık, toplumun eşitlikçi bir temelde örgütlenmesini öngörmektedir. “Mülkiyet hırsızlıktır.” görüşünü öne sürmekle birlikte komünizmi reddederek işçilerin üretim için gerekli toprak ve üretim araçlarının denetimine sahip olmasını özgürlüğün temel güvencesi sayar. Tasarladığı, köylülere, zanaatçılara ve işçi birliklerinin yöneteceği fabrika ve işletmelere dayalı bir toplumsal yapıdır. Bu yapıda merkezi devletin yerini, birbirlerine sözleşmeler ve karşılıklı çıkarlarla bağlı özerk topluluklar ile sanayi birliklerinin oluşturduğu federal sistem almaktadır. Sistemde mahkemelerin yerinde hakemlik, bürokrasinin yerinde ise işçi yönetimi yer alır. Böylece toplumda oluşacak doğal birlikle karşılaştırıldığında var olan düzen, sonsuz tiranlığa yol açan tam bir kaos olacak.
Proudhon yanlıları, I. Enternasyonalin kuruluşuna katılarak Karl Marx’a karşı muhalefet geliştirdiler. Enternasyonal içinde en sert muhalefeti yürüten ise Mihail Bakunin ve yandaşlarıdır. Rus soylusu olan Bakunin, Proudhon’un yandaşı bir anarşisttir. Proudhon’un federalizm ve doğrudan eylem anlayışını benimsemekle birlikte, mülkiyet konusunda üretim araçlarının ortaklaşa sahipliğine dayalı kolektivizm ilkesini geliştirdi. Devrim yöntemi olarak şiddete karşı çıkan Proudhon’un tersine “yıkma tutkusu, aynı zamanda yaratıcı bir dürtüdür” sloganıyla var olan kurumların tamamını ortadan kaldıracak yöntemi savundu. İşçi sınıfının kendiliğinden ayaklanacağına dayalı bu devrim anlayışı, I. Enternasyonalin 1872’de dağılmasından sonra İspanya ve İtalya’da işçi hareketlerinde etkili oldu. 1873-1877 döneminde kendi enternasyonallerini kuran Bakuninciler, bu dönemde “kolektivist” yerine “anarşist” adını benimsediler.
|