ILO (International Labour Organisation) (Uluslararası Çalışma Örgütü)
Tanım
Uluslararası Çalışma Örgütünün bir işçi kuruluşu olduğu kanısı yaygındır. Oysa ILO, “devlet-işveren-sendika” üçlüsünün temsilcilerinin oluşturduğu uluslararası bir yapıdır; Birleşmiş Milletlerin yan kuruluşudur. Üstelik, tüm organlarında hükümet temsilcilerinin sayısı, işveren ve işçi temsilcilerinden çoktur. Üstüne üstlük, işveren ve işçi temsilcileri de üye ülkelerin hükümetleri tarafından seçilir. Organlardaki hükümet temsilcilerinin oyu, bir kararın alınmasına yeterli olmamakla birlikte işveren temsilcilerinin oylarıyla birleştiğinde karar oluşarak kesinlik kazanır.
ILO’nun, her ülkedeki çalışma koşullarının birliğini sağlamayı amaçladığı söylenebilir. Nitekim ILO Anayasası sonuç bölümünde, “Dünyada geçerli ve devamlı bir barış, ancak sosyal adalet esası üzerine kurulabileceği cihetle” diye başlamakta ve adaletsizliği, sefaleti ve yoksulluğu gerekli kılacak çalışma koşullarının varlığını kabul ederek bunların giderilebileceğini belirtmektedir. Gerçekleştirilmesi öngörülen amaçlar arasında, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, günlük ve haftalık en az çalışma süresinin belirlenmesi, işe alınma koşulları, işsizliğe karşı mücadele, uygun yaşam normlarını sağlayacak bir ücretin garanti edilmesi, işçilerin genel ve mesleki hastalıklarla iş kazalarına karşı korunması, çocukların ve gençlerle kadınların korunması, ihtiyarlık ve iş görmezlik aylıkları bağlanması, yabancı ülkelerde çalışan işçilerin çıkarlarının savunulması, eşit işe eşit ücret prensibinin güçlendirilmesi, mesleki ve teknik öğretimin teşkilatlandırılması ve benzeri kararlar oluşturulması yer almaktadır.
Genel Eleştiri
ILO’nun işçi sınıfının siyasal mücadelesi açısına yönelik olumsuz bir yapısı olduğuna kesin gözüyle bakmak gerekiyor. Bu olumsuz yapısına karşın, günümüzde ILO’nun önemi nereden kaynaklanıyor? Soru şöyle de sorulabilir: Madem ki ILO organlarında işveren temsilcileriyle birlikte olunca hükümet temsilcileri çoğunluktadır; bu durumda çıkacak kararların son tahlilde işçilerin yararına olması da mümkün değildir. Bu durumda işçiler için ILO’nun önemi neredir?
ILO’nun önemi, ülkemizin de içinde bulunduğu kapitalist sistemin sürekli krizinden kaynaklanıyor yargısı abartılı değildir. Sürekli kriz bizim gibi ülkelerde yönetimlerin baskısını da sürekli kılmaktadır. Sürekli baskının işçi sınıfı ile birlikte tüm emekçilere yönelik olduğunu belirtmek gerekiyor. Böylesi ortamda, ülkemizin kurulduğu günden bu yana ulaşmayı hedeflediği “muasır” medeniyetin var olduğu Batı ülkelerinde uzun yıllardır uygulanan ve yeni koşullara göre yenilenen çalışma koşullarının kurala bağlanması önem taşıyor. Uluslararası platformda, hükümet ve işveren temsilcilerinin birlikte de olsa ortaklaşa aldıkları kararların bir bölümü, Batı ülkeleri işçileri için yetersiz olsa da, ülkemiz çalışanları için önemli olabiliyor. Yoksa bu kararların sınıfa yönelik hiçbir özelliği olmadığı gibi, demokrasi öne çıkarılarak sınıf mücadelesinin önünü kestiği de bilinmelidir. Sonuç olarak ILO, sosyal demokrasi ve sosyal devlet gibi oluşumlarla aynı kefeye konulmalıdır.
Tarihi Gelişim
Ağustos 1897’de 14 ülkenin Hıristiyan işçi örgütleri Zürih’te Birinci Uluslararası İşgücü Koruma Kongresi topladı. Kongre İsviçre hükümetine, uluslararası çalışma mevzuatının geliştirilmesi çalışması yapmaları için tüm dünya ülkelerine çağrıda bulunması önerisini götürdü. Eylül 1897’de Brüksel’de bir başka konferans toplandı. Konferansa Avrupa ve Amerika’dan bilim adamları ile parlamenterler katıldı. Daha sonra ILO Yönetim Kurulu Başkanı olarak göreceğimiz Prof. Ernest Mahaim, bu konferansta ön plana çıktı. Kongre, bir tanıtım komitesi oluşturdu. Tanıtım komitesi, aynı amaçla kurulmuş olan örgütleri bir araya getirerek Temmuz 1898’de Uluslararası Çalışma Mevzuatı Birliğini (IALL) kurdu. İsviçre bu kuruluşa ev sahipliği yaptı ve ilk Uluslararası Çalışma Bürosu 1 Mayıs 1901 günü çalışmalarına başladı. Uluslararası Çalışma Mevzuatı Birliği, çeşitli ulusal kuruluşlardan oluşurken, birliğin amaçlarını benimseyen hükümetler belirmeye başladı. Bu hükümetler süreç içinde komitede de temsil edildiler. Birinci Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde, birlikte temsil edilen ülke sayısı 22’ye ulaştı.
Birlik, 1905’te Teknik, 1906’da Diplomatik olmak üzere iki uluslararası konferans düzenledi. Konferanslara 13 ülkeden temsilciler katıldı. Bern’de yapılan bu konferanslarda, kibrit sanayiinde insan sağlığına çok zararlı beyaz fosforun kullanımı ile sanayide kadın işçilerin gece çalışmalarının yasaklanması karara bağlandı.
1914’de Philadelphia’da Amerikan İşçi Federasyonu toplandı. Toplantıda, “kardeşçe ilişkilerin onarılmasına, işçilerin çıkarlarının korunmasına, dolayısıyla kalıcı barışın temellerinin atılmasına yardımcı olmak üzere, uluslararası bir toplantı düzenlenmesi” çağrısı yapıldı. 1916’da İngiltere’nin Leeds kentinde, Belçika ve İtalya heyetlerinin de katıldığı İngiliz ve Fransız işçi hareketleri ortaklaşa konferansı düzenlendi. Bu konferans, toplanılan kentin adıyla Leeds Konferansı olarak anıldı. Bu konferansta:
-Savaş sonunda yapılacak barış anlaşmalarında çalışma saatleri, sosyal güvenlik ve iş emniyeti gibi konuların da yazılı güvenceye bağlanmasına,
-Söz konusu güvencelerin, uygulama denetimlerinin yapılabilmesi amacıyla uluslararası komite kurulması çağrısında bulunulmasına, kurulacak komitelerde işçi ve işveren temsilcilerinin bulunmasına,
-Bir sürekli çalışacak uluslararası çalışma bürosu kurulmasına karar verildi.
Bugünkü biçimiyle ILO’nun kuruluşunun, bu kararla belirlenmiş olduğu söylenebilir. 1917’de ABD savaşa katıldı; bu katılımın, Amerikan İşçi Federasyonunun da bu önerilere destek vereceği anlamına geliyor.
Daha savaş sürerken, Orta Avrupa ülkeleri ile savaşta taraf olmayan ülkelerin işçi temsilcileri Bern’de toplandılar. Toplantının amacı, Leeds Konferansı kararlarını formüle etme çerçevesinde yoğunlaştı. Şubat ve Eylül 1918’de Londra’da iki konferans toplandı. Bu konferanslarda İngiliz İşçi Partisi ile İngiliz Sendikalar Birliği birlikte, Müttefik Güçlerin işçi temsilcileriyle bir araya geldiler. Amerikan İşçi Federasyonunun girişimleriyle de barış anlaşmalarına konulacağı umut edilen bir dizi ilke belirlendi. Belirlenen bu ilkelerin bir bölümü, ILO’nun kuruluş ilkeleri içinde yer aldı.
Paris Barış Konferansı 1919’da toplandı. Toplantıda, sendika taleplerinin de ötesinde kararlar alındı. Kararların ilki, Barış Konferansına öneriler hazırlamak üzere Uluslararası Çalışma Mevzuatı Komisyonunun görevlendirilmesidir. Komisyonun ilk oluşumu, ILO’nun bugünkü yapısının da belirleyicisi oldu; komisyon üçlü yapısıyla oluşturuldu. Üçlü yapıda hükümet-işveren-işçi temsilcileri yer aldı. Komisyonda dört işçi kökenli temsilci, İngiltere, ABD, Fransa ve Belçika’dan belirlenirken; hükümet ve işveren temsilcileri Avrupa ülkeleri ile ABD, Küba ve Japonya’dan seçildi.
Komite, Barış Konferansında aktif rol oynadı. Barış Anlaşmasında yer alan çalışma şartları şunlar:
-Emeğe sadece bir mal ya da ticaret metaı olarak bakılmamalı,
-Makul bir yaşam düzeyinin sağlanması için yeterli ücret ödenmeli,
-Örgütlenme hakkı tanınmalı,
-Günde 8 ya da haftada 48 saat çalışma süresi belirlenmeli,
-Haftada en az 24 saat dinlenme izni sağlanmalı,
-Çocuk istihdamı yasaklanmalı,
-Eşit işe eşit ücret ödenmeli,
-Göçmen işçilerle yerli işçilere eşit muamele görmeli,
-İşçinin korunmasına yönelik yasaların uygulanmasını sağlayacak denetim sistemi kurulmalıdır.
Barış Konferansı, 28 Nisan 1919 tarihli oturumunda, barışı sağlamak ve savaşı önlemek amacıyla Milletler Cemiyeti adı altında uluslararası bir örgüt kurulmasını kararlaştırdı Milletler Cemiyeti, 10 Ocak 1920 günü Versail Antlaşması ile yürürlüğe girdi.
Çalışmanın uluslararası bir düzenleme ile hazırlanması yönünde, Uluslararası Çalışma Mevzuatı Komisyonu adını taşıyan ve 15 üyeden oluşan komisyon kurulması, Barış Antlaşmasına eklendi. Böylece Barış Antlaşmasında “Çalışma Düzenlenmesi” başlığı ile bir bölüm yer aldı. Sonuçta ortaya, yasa koyucu bir kuruluş yerine, hükümetlerin kabul edebileceği tavsiyeleri oluşturacak bir örgüt çıktı. Bu örgüt ILO, Uluslararası Çalışma Örgütüdür.
ILO, ilk genel konferansını Ekim 1919’da Washington’da yaptı ve toplantıya 40 ülke temsilcisi katıldı. Bu konferansta, çalışma saatleri, işsizlik, analık hakkının korunması, kadınlar ve gece işleri, sınai istihdamında alt yaş sınırı ve gençlerin gece işlerinde çalıştırılmaları konuları görüşülerek ilk uluslararası sözleşmeler olarak kabul edildi.
Gelişmeler, sendika özgürlüğünün anayasal bir ilke olarak belirlenmesiyle sonuçlanmıştır. Bu gelişmede, savaş yıllarında oluşturulan Kutsal İttifak’ın etkisi büyüktür. Kutsal İttifak’ın bir tarafı işçiler, savaş sürecinde büyük özveride bulunacaklardır; ittifakın diğer tarafı yönetenler, savaş sonrası çalışanlara yeni bir dünya vereceklerdir. Bu çaba, henüz savaş bitmeden gerçekleşen 1917 Sovyet Devrimi’nin işçilere sağlayacağı yeni, ama henüz bilinmeyen, aynı zamanda ilgi çekici yeni yaşam koşullarına özdeş bir yaşamın, bir “Yeni Dünya”nın verilmesi, önermesidir; bu yönde gösterilen çabanın ürünüdür; bir anlamda da baskıdır. Baskı yönü, sınıf mücadelesini engelleyici ve caydırıcı içeriğinde gizlidir ya da açıktır. 1946 yılında Birleşmiş Milletlerin uzmanlık kuruluşu durumuna yükselen ILO’ya, 1969 yılında Nobel Barış Ödülü verildi.
Gelişme ve Çalışma Sonuçları
-Zorla Çalışma Sözleşmesi (1930). Zora dayalı çalıştırmanın en kısa sürede yasaklanmasını amaçlayan karar. Özellikle sömürge ülkelerdeki çalışma koşullarının düzeltilmesini amaçlamaktadır.
-Yabancı İşçi İstihdam Sözleşmesi (1936). Göçmen işçilerin daha iyi denetlenmesini, bu işçilere sağlık hizmetleri sağlanmasını ve yol giderlerinin karşılanmasını, aileleriyle birlikte olma şartlarının araştırılmasını öngörmektedir.
-Emek ve sendika özgürlüğü, fırsat eşitliği, ayırımcı uygulamanın ortadan kaldırılması; çalışma, sosyal güvenlik ve asgari ücret hakları ile yeterli çalışma ve yaşam koşulları hakkı, hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi (1944 Philadelphia Bildirgesi).
ILO, 1992 yılı sonuna kadar 173 sözleşme ve 180 tavsiye kararı kabul etmiştir.
Organlar
Sürekli Örgüt: Uluslararası Çalışma Konferansı yılda bir kez, Haziran ayında toplanır. Her üye devletten 2 hükümet, 1 işveren ve 1 işçi temsilcisinin katılımıyla oluşur. İşveren ve işçi temsilcileri hükümetler tarafından seçilir ya da atanır.
Yönetim Kurulu Konseyi (Guvernörler Kurulu): Yönetim Kurulu, iki ayrı kesimden 56 üyeden oluşur. İlk kesimin 28 üyesi hükümet temsilcilerinden oluşur. Bu kesimdeki 10 üyenin, sınai önem taşıyan ülkelerden olması zorunludur. İkinci kesim 14 işveren ve 14 işçi temsilcisinden oluşur ve gizli oyla seçilir. Yönetim Kurulu yılda üç kez toplanır.
Uluslararası Çalışma Bürosu: Cenevre’de sürekli sekreterliği, merkez bürosu, araştırma ve soruşturma merkezi ile yayınevleri vardır. Gerekli belgeleri toplar ve raporlar hazırlar; programları gerçekleştirir.
Bölgesel Konferans: Cenevre’nin coğrafya ve kavram olarak pek çok yere uzak olması nedeniyle Bölgesel Yapı ve Konferanslar düzenlenir. Bu amaçla Cenevre dışında Adis Ababa, Bangok, Beyrut ve Lima’da bölgesel bürolar kurulmuştur.
|